Kızlarım ev kadını olmak istiyorsa…
+ Sonra Oku

Kızlarım ev kadını olmak istiyorsa…

Gerçek şu ki %58’i böyle olsun istiyor. Aslında bu %58’lik dilim, tüm son sınıf lise öğrencilerini kapsıyor – yalnızca erkek çocuklarını değil. Bir başka deyişle, son sınıf lise öğrencilerinin yarısından fazlası, genç kadınlar ve erkekler, kadının temel görevinin evle ve çocuklarla ilgilenmek olduğu bir gelecek hayal ediyor. Bu durum, aynı senaryoyu arzulayan gençlerin sayısında, 1994 yılından beri %16’lık artış olduğunu gösteriyor.

 

Biri son sınıf, diğeri lise iki sınıf öğrencisi iki kız çocuğu annesi olarak, bu durum oturup düşünmeme sebep oldu. Ya benim kızlarım da tam zamanlı ev hanımı olmak isterlerse?

 

Sınıf birincisi kızım Dila, ya yüksek maliyetli bir sosyal bilimler üniversitesine gider ve dört yılını edebiyat, tarih, felsefe ve ekonomi öğrenerek harcayıp, nihayetinde evlenir ve hayatını bebek besleyerek geçirirse?

 

Ya sanatçı ruhlu, müzik sevdalısı, nüktedan kızım Deniz, günlerini sarmaşık kaplı evinde sadece çocuklarına şarkı söyleyerek ve espri anlayışını bir fincan kahve eşliğinde anne arkadaşları ile paylaşarak geçirirse?

 

Ya zeki, akıllı, nazik ve esprili kızlarım tüm hayatlarını çocuk yetiştirmeye –zeki, akıllı, nazik ve komik çocuklar yetiştirmeye – adamak isterlerse?

 

Bundan gurur duyardım.

 

Kızlarım doktor, öğretmen, roket bilimcisi ya da kuaför olmak isteseler aynı şekilde gurur duymayacağımı söylemeye çalışmıyorum. Ama ne kadar akıllı ve zeki olurlarsa olsunlar, biraz annelerine benzemişlerse eğer, hayattaki en büyük arzuları, bir yuva ve aile kurarak tam zamanlı bir kariyer yapmak olacaktır.

 

Benim gibiyseler eğer, üniversiteye bayılacaklar. Shakespeare okumanın tadına varacaklar. Chaucer, Hemingway, ya da Austen tartışmaları ile kendilerinden geçecekler. Benim gibiyseler eğer, sırf eğlence için ekstra tarih dersleri alacaklar ya da yalnızca merakları yüzünden tiyatro derslerinde çalışacaklar.

 

Benim gibiyseler eğer, büyüdüklerinde edebiyat sevgilerini, tarihten ve felsefeden öğrendiklerini ve elbette ki tartışma ve muhakeme becerilerini kendi çocuklarını yetiştirmede kullanacaklar.

 

Zeki, akıllı, nazik ve esprili kızlarım için ev hanımı olmak yeterliyse ne olur? İsimlerinin önüne daha fazla harf koymak ya da deneyimleri ile terfiler kazanmak gibi bir amaçları yoksa ne olur?

 

Kadın olmanın getirdiği değeri ya da topluma olan katkılarını, kariyer seçimleri ya da finansal bağımsızlıkları bağlamında görmüyorlarsa ne olur?

 

En büyük başarı ölçütleri, bir demet çiçek tutan tombul bir el, kız kardeşine alfabeyi öğreten bir ağabey ya da yemek masasında konuşabilmek için uğraşan bir genç ise, ne olur?

 

Kızlarım, etkileyici bir özgeçmişe sahip olmak ya da büyük bir firmaya girmektense, hasta komşusu için bir şeyler pişirmeye ya da bahçesinde ihtiyacı olanlar için bir şeyler satmaya daha meraklıysa ne olur?

 

Peki ya kızlarım, yıllar boyu süren burun silmelerden, yemek hazırlamalardan ya da yaralı dizleri sarmalardan sonra, geçmişe dönüp baktıklarında harcanmış bir eğitim ya da kaybolmuş bir kimlik görmüyorlarsa?

 

Ya daha fazlasını yapmış olmayı, daha fazlası olmayı düşünmüyorlarsa? Ya “Kim olduğumu unuttum.” demek yerine, “Ben, buyum.” diyorlarsa?

 

Eğer zeki, akıllı, nazik ve esprili kızlarım ev hanımı olmayı kariyer yapmaya tercih ederlerse, yuva kurmayı ve çocuk yetiştirmeyi meslek olarak görürlerse, maaşları evde kalmayı mümkün hale getiren eşlerinden daha mı aşağıda olurlar? Yoksa herkesin, karşısındakinin aileye olan katkısına saygı duyduğu eşit bir ortaklığın birer parçası haline mi gelirler?

 

İçerisinde bulundukları dünya işlerini eski moda olarak, geriye doğru bir adım olarak görüp küçümsese de eşler arasındaki bu karşılıklı saygı onlar için yeterli olur mu? Eve para getirmezlerse eğer, toplum tarafından nasıl görülecekler?

 

Eğer kadının evdeki rolüne değer veren bir nesil, bir öncekinden daha az eşitlikçi olarak görülüyorsa, bu durum belki de toplumumuzun kadını gerçekte nasıl gördüğüne ve aslında gerçek eşitliği nelerin oluşturduğunu düşündüğüne dair daha fazla şey söylüyor.

 

Kızlarımın hangi kariyer yollarını seçeceklerini henüz bilmiyorum. Belki de ev dışında bir kariyer tercihi yapacaklar. Ya da tam zamanlı birer ev hanımı olacaklar. Ya da belki de her ikisini birden yapmanın bir yolunu bulacaklar.  Bildiğim tek şey, bunu kendi seçimleri olacağı ve seçimlerine saygı duyulmasının ve hatta seçimlerinin kutlanması gerektiği. Aksi takdirde eşitliğe doğru çok az ilerleme kaydetmişiz demektir.

 

 

Gökçen Tüfek

 

Yorum yaz