Emzirmeyi bırakmaya hazır değilim
+ Sonra Oku

Emzirmeyi bırakmaya hazır değilim

Son çocuğu da yaptım. Evet son. Yani bir bakıma. Karmaşık duygular içerisindeyim, yarısı rahatlama, yarısı üzüntü.

 

Kemiklerim çatır çatır kırılıyor gibi yorgunlar. Sayısını bilmediğim beyaz saçlarım var, ayaklarım şiş ve 6 yıldır sanki hiç uyumamış gibiyim. Bir o kadar zamandır ya bebek bakıyorum ya da hamileyim çünkü. En küçük bebeğim 15 aylık ve o da diğer kardeşleri gibi bir o kadar süredir emziriliyordu. Ama bu bebek, 7/24 emmek istiyor sanki.

 

Bir arkadaşımla bu konuyu konuştuğumda bana bunun karar verilen son bebek olduğundan olduğunu söyledi. Anneler son bebeklerini daha uzun süre emzirmek istiyorlarmış. Çünkü bunun artık son olduğunu ve bir daha bunu yaşayamayacaklarını biliyorlarmış.

 

Hadi canım dedim ben de. Ne alakası var. Hem sorun bende değil ki, onda. O istiyor yani, benimle ne alakası var!

 

Aradan biraz zaman geçince düşündüm, belki de kısmen sorun bendeydi. Memelerimin kaderini düşündüm. Uzun zaman sonra ilk defa nihayet sadece benim olacaklardı.

 

 

 

Anlarsınız işte, emzirmekle ilgili neden böyle kısmen heyecanlı olduğumun bir sürü mantık dolu sebebi var. Daha büyük çocukları olan annelere bahşedilen o özgürlüğü daha yeni görebiliyorum. Elbette ki çocuk yetiştirmenin her aşaması kendi güzellikleriyle birlikte gelir. Daha bisiklet sürmeyi öğreneceğiz, hayatı nasıl yaşamak istedikleriyle ilgili uzun uzun sohbetler edeceğiz. Neler neler! Bu satırları yazarken bile bir yandan heyecandan gözlerim doluyor, büyümelerine şahit olmakla ilgili olarak. Bir tarafım da parça parça oluyor.

 

O benim en son çocuğum. Emzirebileceğim son çocuk. Bana o kocaman gözleriyle bakıp arada hafifçe gülümseyecek olan, emzirirken yaşanan o aşk dolu anları bana o tatlı gülümsemesiyle hatırlatacak olan son evlat. Artık tek ihtiyacı ben olmayacağım. Her geçen gün biraz daha kendine yetebilen bir birey olacak. İlişkimiz değişecek ve benim hayatımın kocaman bir parçası da artık bir son bulmuş olacak.

 

 

 

Bu duygu nasıl bir şey biliyor musunuz? Ayrılık gibi. Bir arkadaşım şöyle yorumlamıştı bunu:Emzirme serüveninin sonuna geldiğimde günlerce yas tuttum. Hem de kızım çok iyi olmasına rağmen. Onu özledim. Bizi özledim.

 

Aslında şu dağılmış olan kadına elveda demek iyi gelebilirdi. Şu, evinin her yerine bebek bezleri dağılmış olan ve çok uzun zamandır pamuklu beyaz iç çamaşırı giyen kadına. Şu taze anne olan kadının derisinden bir sıyırılıp, bebek dışında başka şeylere de vakit ayırabilen, başka şeylere adanabilen bir kadın olmak lazım.

 

Artık kıyafetlerimi emzirme kolaylığına göre değil, modaya göre seçebileceğim. Rahat olayım diye düz taban ayakkabılar tercih etmeyip topuklulara geçebileceğim. Kızlarla dışarı çıkabilecek, kocamla keyifli bir akşam geçirebileceğim.

 

Karşımda bir anne olarak da yeni başlangıçlar var. Gidilecek futbol maçları, okul müsamereleri, etkinlikler var. Üstelik hepsini de dört gözle bekliyorum. Bütün bunlara rağmen de, yine de kendime emzirme sürecini tamamlamış olduğum için biraz yas tutma izni vereyim diyorum.

 

Emzirme teknikleri
VİDEO İÇİN TIKLAYINIZ

 

Yorgunluktan senelerce mayışmış olabilirim ama yine de bu anlar hayatımın en ama en güzel anlarıydı. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen o anlarda o kadar güzellik birikti ki, onlara veda ederken üzülmemek elde değil.

 

Kabul etmek lazım, ben artık bir yeni doğan annesi değilim.

 

Öte tarafa minnetle geçmek istiyorum ama dürüst olmak gerekirse minnettarlık benim en güçlü yanım olamadı hiç. Ben biraz daha inat olanlardan oldum hep. Birileri bana kapıyı açana kadar çaldım, bağırdım çağırdım. Bu yüzden de üç çocuğumla birlikte geçirdiğim o uzun geceleri, o yumuşacık bebek tenlerini, emzirme anlarındaki ısırıkları falan unutacak değilim.

 

Ve bir yandan, en küçüğün odasının kapısında, yine ben gelmeden uykuya dalmış olabilmesine zırıl zırıl ağlarken, kendime şunu hatırlatmaya çalışıyorum. Ayrılıklar bazen güzeldir ve insanlara yeni kapılar açar. O yeni kapılardan girmek lazım.

 

Semra Tuncer

Yorum yaz