1 saat erken uyandım ve neler oldu?
+ Sonra Oku

1 saat erken uyandım ve neler oldu?

Bazı insanlar “sabah insanı” değildir, hem de hiç değildir. Böyle insanların da aileleri, arkadaşları bu durumu bilirler ve sabahları o insanı hiç arayıp sormazlar. Aynı benim arkadaşlarım ve ailem gibi. Belli bir saati aşmadan beni aramamaları gerektiğini bilirler çünkü eğer böyle bir şey yaparlarsa içimdeki canavarı uyandıracaklarını gayet iyi bilirler. Ben öyleyim. Uykunun her dakikasının ama her dakikasının keyfini çıkarıyorum. Büyüdüğümde bu konuda biraz daha tolerans sahibi oldum diyebilirim ama özellikle okul zamanlarımda kış uykusuna yattığımı söylerlerdi. Bazen bir uyur, diğer günün akşam yemeği saatinde uyanırdım. Şimdi bakınca, benim için neden hiç endişelenmemişler, şaşırıyorum. Şimdi düşünüyorum, hatta kendim için ben bile endişeleniyorum.

 

Haliyle, okuldan sonra iş hayatı başlayınca, bu huylarımı bırakmak zorunda kaldım. Sabah ofise gelmeden önce sporunu yapmış, duşunu almış ve güne sakince başlamak gibi kendi iç disiplinlerini sonuna kadar çözmüş olan arkadaşlarıma hep imrendim. Benim sabahlarım “erteleme” kelimesinin gücüne inanmakla geçiyor tamamen. Erteliyorum, erteliyorum, erteliyorum, sonra da koşa koşa evden çıkıyorum. Bu yüzden ben de iş olduğu sabahlar birer saat erken uyanmaya karar verdim -bu kararı verdiğim saniye pişman oldum, o ayrı. Yani eğer bu şey hayatımı tahmin ettiğim kadar değiştirecekse, yapabilirim diye düşündüm. İşte şunlar oldu;

 

Pazartesi

Saat 6.30’da alarm çaldı ve kendi kendime “O kadar da kötü değil ya!” dedim. Bisiklet dersine gitmiştim önceki günde ve zaten kendimi şaşırtıcı derecede iyi hissediyordum. Saat 11 gibi, bir kahveye daha ihtiyacım olduğunu fark ettim. Sonra saat 2 de bir kahveye daha ihtiyacım vardı.

 

Salı

Bu sabahki 6.30 alarmı özellikle kulağıma korkunç geldi çünkü gece yarısı bana saldıran sivrisineklerden dolayı hep tavşan uykusundaydım. (Merak etmeyin, o işin intikamını o gece aldım.) Aslında planım sabah yürüyüşüne çıkıp en sevdiğim kahve dükkanından sabah kahvesi almaktı da, işte onların hiçbiri olmadı. Çünkü uyudum. 2. gün ve ben daha ikinci günden uyudum. Üstelik gün içinde de bir gün öncesinin yorgunluğunu hissediyordum ve daha öğlenden bitmiştim. Bir şekerleme için ölebilecek durumdaydım.

 

 

Çarşamba

Şu yeni yazıldığım ve parasını ödediğim barre fitness dersi olmasa, Salı gününün aynısını tekrar ederdim herhalde. 6.30’da yataktan çıkmayı ve derse gelmeyi başardım ama ders boyunca sürekli uyuyakalıp durdum. Hazırlanırken kendimi o kadar kötü hissetmedim ama bütün gün yine o kahveye, beni uyandırsın istediğim kahveye ihtiyaç duydum.

 

Perşembe

Berbat bir sabahtı, uyanmak korkunçtu. Bugün ekstra bir saatini evde geçirmeye karar verdim. Giyindim, elektronik postalarımı kontrol ettim, hatta kahvaltı ettim. İşe gitmem gereken zamandan biraz da erken vardım. Açıkçası bugün hoşuma giden şeylerden biri de, sabah hazırlanmalarını ve işe varışımı bir mücadeleye çevirmeden rahat rahat yapabilmiş olmaktı.

 

 

Cuma

Olmadı. Evet, uyumak istediğimi itiraf edip yatakla barışana kadar çok ciddi bir savaş verdim ama olmadı. Yine kazanamadım.

Bu deneysel haftanın sonunda, hiç iç disiplinim olmadığına kanaat getirdim ve açıkçası biraz da hayal kırıklığına uğradım çünkü hep bundan daha iyi olduğumu düşünmüştüm. Herhalde kendimce yaptığım bu programa uymamı sağlayan tek etmenler şu yazıldığım sabah kursları falan oldu, yoksa onların olmadığı hemen hemen her günde kalkmaya “hayır” dediğimin farkındayım. Aslında, daha güne başlamamışken sporun üzerini çizebilmek fikrini gerçekten sevmiştim. Her ne kadar sabah insanı olma fikrini sevmiş olsam da, ne yazık ki o kişi ben değilmişim. Ben, normal rutinime geri döneceğim ve o bir saatlik uykuyu da büyük bir keyifle uyuyacağım. Belki başka zaman yeniden denerim, neden olmasın!?

 

 

Filiz Taşçı

 

 

Yorum yaz