Yüzüğün peşine orkestrayla düşüyoruz
+ Sonra Oku

Yüzüğün peşine orkestrayla düşüyoruz

Yüzüklerin Efendisi’nin ikinci filmi canlı orkestrayla 20-21 Mayıs’ta İstanbul’da. Ünlü besteci Howard Shore, orkestranın şefi David Reitz ve solist Kaitlyn Lusk sorularımızı yanıtladı

Yine yüzüğün peşine düşüyoruz. Büyük ilgi gören görkemli Movies in Concert serisinde bu kez The Lord of the Rings in Concert: The Two Towers var. 20-21 Mayıs’ta Zorlu PSM’de gerçekleşecek etkinlik öncesi Oscar ödüllü besteci Howard Shore, orkestranın şefi David Reitz ve solist Kaitlyn Lusk sorularımızı yanıtladı.

 

Howard Shore: Kültürler arası bir kavşak olan ülkeniz epey çekici

 

Müzik yapmanın en güzel yanı nedir?

Kendimi bildim bileli müzik yazıyorum. Ondan müzik benim günlük yaşamımın bir parçası gibi. Bu hayatta yapmayı sevdiğim şey...

 

Bir filmin müziğini yapmanız için teklif geldi, ilk baktığınız şey ne oluyor?

Kesinlikle önce hikâyeye bakarım. Eğer o hikâyeye katkıda bulunabileceğimi düşünürsem kabul ederim. Duygusal bir bağ hissetmem gerek.

 

 

Se7en’ı izlerken kimi parçalar beni filmdeki sahnelerden çok etkilemişti. Aynı hissi “The Game” filminde de yaşamıştım. Dikkatli bir dinleyicinin dinlediğinde bestenin size ait olduğunu anlatan bir şey var mı acaba?

Söz ettiğiniz şey, o imza bilinçli bir kararla yapılan bir şey değildir. Ancak elbette anlıyorum dediğinizi. Ve yazar olarak da daima duygusal bir bağ arıyorsun. Tabii...

 

En son Spotlight’ın müziklerini yaptınız. Çok etkileyiciydi. Filmi nasıl buldunuz?

Çok iyi bir filmdi ve çok mühim bir konuyu ele alıyordu. Katkıda bulunabildiğim için mutluyum.

 

Filmlerin müziksiz hallerini görüyorsunuz. Müzik sizce bir sahnenin güçlenmesini mi sağlıyor yoksa izleyicinin anlatım yoğunlaşmasını mı?

Bence filmlerde müzik öyküyü derinleştirmeye ve sahnenin kapsamını daha da genişletmeye yarar. Yüzüklerin Efendisi’ndeki müzikte opera kaynaklı bir rehber vardı, anlatıcıyı destekleyen tarzda.

 

Yüzüklerin Efendisi’nin bu kadar beğenilmesinin altında sizce ne var?

Bu birçok kuşağın ilgisini çekebilecek bir hikâye. Güzel ve ‘yeşil’ olan her şeyi korumak adına bir hikâye... Sanırım bu yüzden seviliyor. En favori sahnemse epik öğeler dolu filmde Sam, Frodo, Gandalf’ın Mines of Moria’daki karşılaşmaları. O samimi anları seviyorum.

 

 

Türkiye’den tanıdığınız ya da takip ettiğiniz müzisyenler var mı?

Olmaz mı? Nefis Türk müziklerini dinlerken gerçekten çok eğleniyorum. Elbette birçok harika klasik bestekâra da hayranım. Ney, flüt, tanbur, kemençe, ud ve kanunla beste yapmıştım; Naked Lunch, The Cell, Rosewater, The Fellowship of the Ring. Kültürler arası bir kavşak olan ülkeniz epey çekici...

 

David Reitz: Unutulmaz ve heyecan verici bir deneyim

 

Siz de filmi binlerce kez izlemiş olmalısınız...

Evet, filmin en büyük fanlarından biriyim. Her seferinde yeni bir detay bulduğumda şaşırıyorum.

 

Popüler müziğin bu denli rağbet gördüğü dönemde klasik müzik nasıl bir yol çiziyor?

Klasik müzik, diğer müzik türleri dışında daima var olmuş ve her tür müzisyen ve sanatçı için ilham kaynağı olmuştur. Bu gösteride de çaldığımız müzik büyüleyici; klasik orkestra ve koro sound’u ile popüler bir filmin soundtrack’ini bir araya getiriyor.

 

İnsanların filme odaklanması ve filmin heyecanından sizin orada olduğunuzu unutuyor olmasını dert ediyor musunuz?

Çok sayılmaz. Müziğin amacı zaten karakterlerle atmosferi yoğunlaştırıp bir araya getirmek. Çok güçlü bir kombinasyon, seyirciye özel bir deneyim kazandıracak.

 

Kaitlyn Lusk: Selda Bağcan büyük bir ses

 

Howard Shore hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bir vokalist olarak birçok farklı müzik eğitimi gördüm. Caz, pop, klasik... Ama Howard ile şarkı söylemek gerçekten büyük bir zevk, çünkü söz ettiğim türlerin hepsinden biraz da var onun eserlerinde. Her bir eserini onlarca kez dinlememe rağmen yeni ayrıntılar keşfediyorum.

 

Filmi kaç kere izlemişsinizdir?

Herhalde binin üzerindedir! Üçlemenin her detayını ezbere biliyorum. Resmen Tolkien ve Yüzüklerin Efendisi uzmanına dönüştüm.

 

Orkestra eşliğinde şarkı söylemek sizin için ne ifade ediyor?

Ben bir trombonistin kızı olarak babamın müziklerini dinleyerek büyüdüm. Ve özellikle de film müzikleri... Bu yüzden böyle bir orkestrayla yola çıkmak benim için gurur verici. Sahnedeyken onlarca diğer sanatçıyla bir parça da kalplerimiz müziğe döküyoruz.

 

Türkiye’den tanıdığınız ya da takip ettiğiniz müzisyenler var mı?

İlk geldiğimde aklım burada kalmıştı. Tanıştığım insanlar çok sıcak, müzisyenleri, mezeleri, kahvesi, baklavası ve benzersiz etnik enstrümanlarıyla şehrin canlılığına âşık oldum. Sevdiğim iki Türk şarkıcı Seran Bilgi, İstanbul’da yaşayan bir arkadaşım ve Selda Bağcan. Büyük ses...

 

Röportaj: Ece Ulusum

Yorum yaz