‘Beni sevmeye gel anne’
+ Sonra Oku

‘Beni sevmeye gel anne’

Sosyal medyanın en gözde anne-oğlu oyuncu Enis Arıkan ve annesi Selma Arıkan’la Anneler Günü için bir araya geldik. İşte ikiliyle tıpkı paylaştıkları videolar gibi her anından sevgi ve samimiyet fışkıran sohbetimiz...

Sosyal medyada paylaştıkları videolarla hepimizin ailesinin bir parçası haline gelen bir anne-oğul onlar: Selma Teyze (Arıkan) ve Enis Arıkan. Doğal komiklikleri, her anından samimiyet fışkıran halleriyle antidepresan etkisi yaratıyorlar. Yetenek abidesi oyuncu Enis Arıkan öz kardeşim gibidir, birbirimize seslenme şeklimizle ‘sevdiceğim’dir. Tiyatro fuayesinde tanıştığım Selma Teyze de tıpkı videolarda gördüğünüz gibi sıcacıktır, anaçtır. Geçenlerde paylaştıkları bir videoda “O kadar röportaj teklifi geliyor, hiçbirini kabul etmiyorsun” diye isyan ediyordu Selma Teyze, Enis’e. Hazır Anneler Günü de gelmişken, Enis’ten “Tamam”ı kaptım ve soluğu evinde aldım.

 

‘Anne kediyi delirtme!’

Kapıyı açar açmaz “Annem star ya, hâlâ gelemedi” dedi Enis. Bir süre sonra Selma Teyze belirdi kapıda, kendi elleriyle yaptığı leziz pideler, tavuklu salata ve elmalı tartla. Enis’in “Yakışıklı torunum” diye seslendiği kedisi Miu’yla, Enis’ten yükselen “Anne kediyi delirtme!” sesleri eşliğinde aşk yaşadıktan sonra başladık sohbet etmeye. Bildiklerim vardı, hiç bilmediklerimi de öğrendim bu vesileyle. Mesela gençliği Giresun’da geçen Selma Teyze, lise yıllarında 4 Mehmet’ten oluşan Mehmetler Grubu’yla birlikte sahneye çıkıp akordeon çalarmış. Babası iflas ettikten sonra ördüğü kazaklarla 2 sene ailesini geçindirmiş. Yine o yıllarda yünden bikiniler örer, gelinlikler diker, çok şık bohçalar hazırlarmış.

 

“İnsanın bu hayatta gözünü neye açtığı çok önemli” derim hep. Selma Teyze’yi daha yakından tanıdıktan sonra iyice anladım ki Enis de şanslı çocuklardan, gözünü güzel sevilmeye açanlardan... Sevmek ve sevilmek için yaratılmış bir anne-oğul onlar. Foto muhabiri arkadaşım Akıncan Abadan sohbetimiz bittikten sonra bana “Hayatta bu kadar iyi ve samimi çok az insan tanıdım” dedi. İyi ki varlar, iyi ki...

 

‘Videoları paylaştığımı önce gizledim’

Videolarınız sosyal medyada fenomen haline geldi. Önce ilk videoyu paylaştığınız ana bir dönelim...

Enis Arıkan: Annemle birlikte evde televizyon seyrediyorduk ve ben çok sıkılıyordum. O zaman Snapchat çıkmıştı. “Annemi çekip paylaşayım da arkadaşlarım gülsün” dedim. Tamamen arkadaşlara odaklıydım, size şov yapacaktım. Annemin Snapchat’teki tepkileri çok komikti. O hallerini kolaj yapıp Instagram’a yükledim. 1-2 gün içinde 500 bin kişi izledi, inanamadım. Durumla çok eğlendim. Instagram’da herkesin eğlendiğini de görünce başka videolar yüklemeye başladım.

 

Size ne hissettirdi bu yoğun ilgi Selma Teyze?

Selma Arıkan: Yavrum ben hiçbir şey hissetmedim çünkü haberim yoktu.

 

E.A.: Videoları internete koyduğumu anneme özellikle söylemedim. Her şey çok doğal ilerliyordu. Söyleseydim poz vermeye başlayabilirdi. Sokaktan tepkiler gelmeye başladığında durumu anladı.

 

‘Artık sokakta Selma Teyze’nin oğluyum’

Durumdan habersiz bir şekilde sokaklarda gezerken neler yaşadınız?

S.A.: İnsanlar gözümün içine bakıyor, bana yaklaşmaya çalışıyor, bense anlam veremiyordum. Bir gün Caddebostan’da yürüyüşe çıktım. Bir kafenin önünde 10 kişilik bir grup vardı ve herkes birbirine “Bak kim geliyor” gibisinden kol atıyordu. Ben de sürekli üstüme başıma bakıyordum “Allah Allah, bir yerimde bir şey mi var?” diye.

 

E.A.: “İnsanlar sokakta bana çok garip bakıyorlar” deyince ablamla itiraf ettik. Sosyal medya çok güçlü, her şeyin ne kadar hızlı yayıldığını annemden sonra gördüm.

 

Bence bu aranızdaki sevginin ve doğallığın gücü. Antidepresan etkisi yaratıyorsunuz insanlarda...

S.A.: İnsanlar öyle güzel şeyler yazıyorlar ki bize... Geçenlerde bir kadın “Dün gece çok kötüydüm, sabah sizi izledim, moralim düzeldi” yazmış. Bu inanılmaz bir şey. Şoktayım. Evvelki gün 10 dakikalılığa alışverişe gittim, 5 kişi üstüme atladı. Bir de sanki ben Ajda Pekkan’mışım gibi çekinerek geliyorlar yanıma. Geçenlerde metrobüste genç bir kız yanıma oturdu, “Sizi çok seviyorum” deyip inene kadar fotoğraf çekti. Ön tarafta 3 arkadaşı varmış. Telefon edip “Selma Teyze burada” diye onları da yanımıza çağırdı. Bu sefer metrobüsteki herkes bana bakmaya başladı, utandım. Tabii bu sevgi çok mutlu ediyor insanı.

 

Enis senin yanına “Siz Selma Teyze’nin oğlu musunuz?” diye gelenler oluyor mu?

E.A.: Tabii çok. Artık sokakta Enis’in annesi Selma Teyze’den, Selma Teyze’nin oğlu Enis’e dönüştü durum. Diyaloglar direkt annem üzerinden gerçekleşiyor. Annemi öpmek için yanımıza gelip benim yüzüme bakmayanlar oluyor.

 

Herkes evlat yetiştiriyor ama siz insan yetiştirmişsiniz. Ben bu giderek kirlenen dünyada Enis kadar temiz ve güzel çok az şey gördüm.

S.A.: Gerçekten öyledir, ablası Gamze de öyle. İçlerinde de varmış, karakteri sağlam çocuklar. Ben eskiden biraz dominant bir anneydim, babalarıysa çok yumuşaktı. Çocuklar okula gitmemek için “Karnım ağrıyor” dediğinde kocam “Gönderme okula” derdi, ben “Nasıl gitmezler?” derdim. Baba çok yumuşak olunca ipleri ben elime aldım.

 

 

‘Bir çayla, kekle mutluyuz’

 

 

Acınızı deşmek istemem ama kaç yıl oldu babayı kaybedeli?

S.A.: Yok yavrum, yok. 14 sene oldu. Bir gece eşim rahatsızdı. O ve çocuklar odalarında uyudu, ben de televizyon karşısında uyuyakalmışım. Sabah saat 07.15 sularında kızım babasını uyandırmak için odasına girmiş. Uyanmayınca bana “Anneciğim gel, babama bir şey olmuş” dedi. Yattığım yerden “Öldü mü?” diye fırladım. Gittim baktım, gerçekten ölmüş.

 

E.A.: Ben 20 yaşındaydım. Ablam öyle bir çığlık attı ki, normalde o saatte hiçbir şeye uyanmam, bir anda gözümü açıp “Kesin babama bir şey oldu” dedim.

 

S.A.: Enis odaya girdi ve sadece “Anne biz şimdi ne yapacağız?” dedi. Çocuklarımın ikisini de kollarımla sarıp “Babamızı kaybettik ama hayatımıza devam edeceğiz” dedim. O an hiç ağlamadım. Ben ağlasam, yıkılsam evlatlarımın hali ne olacaktı? Camiye kadar tuttum kendimi ama orada tabutu görünce bende film koptu, bayılmışım, hastaneye götürmüşler. Kendime gelince ağla, ağla, ağla...

 

Annelik işte, başka bir şey...

S.A.: Çok zor günler de geçirdik. Babamız büyük sanayiciydi. Onu kaybedince bir sürü iş başımıza kaldı, işin içinde olmadığımız için bir şey bilemedik. Ama ben çocuklarıma bir çayla, bir kekle mutlu olmasını öğrettim. Şimdi çok şükür, çocuklarım ve torunum Hira’yla çok mutluyuz.

 

E.A.: Ben de o “Anne biz şimdi ne yapacağız?” cümlemi hiç unutamıyorum. O an annem, ablama ve bana öyle bir sarıldı ki, o sarılma o kadar güçlü ve sevgi doluydu ki... Zaten annem bize bu hayatta hep sevgiyi öğretti. Hep “İnsanları sevin, insanlara yardım edin, kimseye kötülük yapmayın” dedi bize. Sevgiyle ve bu bilgiyle büyüdük.

 

S.A.: Sevgi yumağı içinde büyüttüm onları. 2 çocuğum için de Allah’ıma binlerce kez şükürler olsun. Onlar beni hiç üzmüyor, Rabbim de onları hiç üzmesin.

 

E.A.: Annem hayatta en güvendiğim yer, göğsüne yattığımda en mutlu olduğum insan, en değerli varlığım. Bir tane annemiz var hayatta, Allah ona uzun ömür versin.

 

‘Annem beni kaşıyarak uyutuyor’

Beraber bir gününüz nasıl geçiyor?

Enis Arıkan: Genelde annem bana geliyor ve bütün gün hizmet istiyor. “Bu evde çay yok mu?”, “Kahve yok mu?”, “Acıktım, bana tost yap” gibi sesler yükseliyor sürekli annemden. Ne isterse ömür boyu yapacağım.

 

Selma Arıkan: “Kabak çekirdeği yok mu?”yu unuttun oğlum.

 

E.A.: Evet, kabak çekirdeği yoksa gelmez. Bu yüzden evde hep bulunduruyorum.

 

S.A.: “Beni sevmeye gel anne” diye arıyor beni.

 

E.A.: Geceleri bende kaldığında da “Anne beni kaşır mısın?” diyorum. Bir yandan dizi izliyor, bir yandan da bütün gece beni kaşıyor. Sonra ben uyuyorum. O mis gibi bir uyku oluyor işte.

 

Anneler Günü’nü nasıl geçireceksiniz peki?

Enis Arıkan: Her zamanki gibi annem, ablam ve ben kahvaltıda buluşacağız.

 

Hediyeni aldın mı?

E.A.: Daha almadım.

 

S.A.: Ben hiçbir şey istemiyorum, ekmek kızartma makinesi alın bana.

 

E.A.: Görüyorsun değil mi Ece? Bu, istemediği hali.

 

‘Bakın bu benim gelinim’

“Annemin boncuk gözleri neden bana geçmedi?” diye hiç hayıflandın mı Enis?

Enis Arıkan: Çoook. Selma Arıkan: Sen de güzelsin bal oğlum benim. Doğduğunda kıpkızıldı Enis, sonradan kumrallaştı.

 

Gerçekten bal. ‘Garaj’da Orkide’yi canlandırdığında da taş gibi kadın olmuştu vallahi...

S.A.: Ben 14 kez izledim ‘Garaj’ı, ne güzel oyundu... Evet Enis de çok güzeldi, bacakları kalem gibiydi. Benim “Bakın bu benim gelinim” diye kandırdığım insanlar oldu o dönemde.

 

 

Röportaj: Ece Saruhan

Yorum yaz