Yaşar: ‘Aşkı hızlı tüketirsen midene oturur’
+ Sonra Oku

Yaşar: ‘Aşkı hızlı tüketirsen midene oturur’

4 yıllık suskunluğunu ‘Şehir Yalnızlığı’ adlı albümüyle bozan Yaşar, “İnsanlar kalabalıkların içerisinde yalnız dolaşıyor” dedi ve ekledi: “Günümüzde ömürlük değil, günlük ilişkiler yaşanır oldu. Bir kişiyi hissetmeden, özümsemeden başka birine geçiliyor. Aşkı yemek gibi hızlı tüketirsen hem tadını alamazsın hem de midene oturur.”

‘Divane’, ‘Masal’, ‘Kuşlar’, ‘Cezayir Menekşesi’ ve ‘Gel Benimle’ gibi şarkılarıyla bir neslin hislerine tercüman olan Yaşar, uzun yıllardır ayrı kaldığı müzik piyasasına ‘Şehir Yalnızlığı’ adını verdiği albümüyle geri döndü. Çıkış parçası ‘Nara’ olan albümde toplam 12 şarkı yer alıyor. Akdeniz esintilerinin bir hayli hissedildiği ‘Şehir Yalnızlığı’ albümü için Yaşar, “47 yaşımda yeniden küllerimden doğdum” yorumu yapıyor...

 

‘Adım gerilere düşmüştü’

Albümde sözü ve bestesi size ait olan bir şarkı var. Diğer albümlerinize baktığımızda bu pek alışılagelmiş bir durum değil. Neden böyle?

1996 yılında ‘Divane’ adını verdiğim albümle müzik piyasasına adım attığım günden bu yana bütün şarkı sözlerini, bestelerini kendim yapıyordum. Stüdyoda günlerimi geçiriyor, aranjmanlara müdahale ediyordum. Ama artık tek başıma çalışmaktan çok yorulmuştum! 2 senedir söz ve beste yazarı Murat Güneş ve Mehmet Dişbudak’la kafa kafaya vererek düzenlemeleri yaptık. Sağolsun Murat Güneş duygularıma tercüman oldu. Zamanında bir müzisyen büyüğüm bana, “Müziğin ilk 20 yılı zordur, sonra kolaylaşır” demişti. Onu şimdi çok iyi anladım.

 

Son dönemde insanlar birbirlerine, “Bir Yaşar vardı, ne oldu ona?” sorusunu sıkça yöneltiyordu...

Haklılar! Bundan 4 yıl önce piyasaya çıkardığımız ‘Cadde’ adlı albümü yeterince duyuramamıştık maalesef. O yüzden ilk aşamada çıkış parçamız olan ‘Nara’ya gelen tepkilerin güzel olması bizi gayet sevindirdi. Sorunuza herkesin anlayacağı bir dilde cevap verecek olursam, son 6 yıldır müzikal anlamda şampiyon olamadım. Ligde iyi durumda değildim. Adım gerilere düşmüştü. Bu albümle rahat bir nefes aldım. Ama maalesef emeğinin karşılığını almak eskisi kadar kolay değil. O yüzden daha çok çabalamak gerekiyor.

 

 

‘Keşke 20’lerimde evlenseydim’

 

2011 yılında psikolog Merve Oğuz’la evlendiniz. Sonrasında Kerem adını verdiğiniz bir oğlunuz oldu. Bu noktada özel hayatın, kariyerinizin önüne geçtiğini söyleyebilir misiniz?

Evlilik kariyerimi etkiledi tabii. Aile kurduktan sonra hem maddi hem de manevi olarak sorumluluğum artı. Müzikten ziyade artık ailem ön planda. Günlük rutinim de değişti. Artık akşam saat 22.00’de uykum geliyor. Daha dinginleştim. Ama hayatımdan memnunum. Yalnız tek bir üzüntüm var...

 

Nedir?

41 yaşında baba oldum. Keşke 20’li yaşlarımda evlenip o zaman baba olsaydım. 20’li yaşlarımda evlenseydim şimdi 5 çocuğum olurdu. 3-4 çocuk kesmezdi beni! O dönem cesur değildim, şimdi daha cesurum. Evli olan her meslektaşıma baba olmayı tavsiye ediyorum. Baba olmak dünyanın en güzel duygularından biriymiş. Şehir yalnızlığında ilaç gibi geldi gerçekten!

 

‘2 ünlü evlenirse sürekli çatışırlar’

Son dönemde magazin camiasında ayrılıkların ve boşanmaların sayısında ciddi bir artış yaşandığını görüyoruz. Neye bağlıyorsunuz bunu? Tesadüf değil herhalde?

2 doktor veya 2 öğretmen birbirleriyle pek tabii evlenebilirler. Ama 2 oyuncu veya 2 şarkıcı birbirleriyle evlenirse bir süre sonra sürekli çatışırlar. Köprüde karşılaşmış 2 keçi gibi olurlar. Birisinden biri nehre düşecektir, bu kaçınılmaz! Düşmek istiyorlarsa evlenebilirler. Çünkü ego çarpışması muhakkaktır! Bir ipte iki cambaz oynamaz.

 

‘Bu kadar beton insan ruhuna aykırı!’

‘Markiz’ adlı şarkınızın sözleri “Boğaz çöl sanki sensiz, yüksek kaldırımlar öksüz. Bir akşamüstü çıksan gelsen, yüzün sevda ardın Beyoğlu. Sen neredeysen oralıyım ben. Sıcacık aşkındır kalbimin yurdu...” diye akıyor. Bu şarkıda vurgu yaptığınız özel bir şey var mı?

Bu şarkıda İstiklal Caddesi’ni anlattım. Neden İstiklal? Çünkü öğrenciliğim orada geçti. Öğrencilik yıllarımda Anadolu yakasında oturmama rağmen hem eğlenmeye hem de sinemaya Beyoğlu’na gelirdim. Benim için İstanbul demek Beyoğlu demekti! Şimdi İstiklal’e bir bakar mısınız Allah aşkına ya?

 

İstiklal Caddesi’nin her iki yanına 112 ağaç dikilmesi için kampanya başlatıldı. Siz bu kampanyaya nasıl bakıyorsunuz?

Bu kampanyayı ben de destekliyorum, umarım amacına ulaşır. Eskiden İstiklal’de ağaçların arasında yürürdük. İnsanlar bu kadar taşa, betona mahkûm edilebilir mi? Doğamıza aykırı. Oranın ağaçlandırılması bu kadar zor mu? Bu kadar beton insan ruhuna aykırı! İstiklal Caddesi’nin hali içler acısı, o yüzden ağaçlandırılması lazım!

 

İstanbul’da hiç şehir yalnızlığı yaşadığınız oldu mu?

İstanbul’da değil, evde yaşıyorum! İstanbul’da nasıl yaşayacaksın? Sabah erkenden kalkıp öğle yemeği için Sultanahmet’e köfte yemeye gitsen, gidişin 2 saat, dönüşün 3 saat sürüyor. Böyle bir şehir olabilir mi ya? İstanbul’da yaşamak gün geç- tikçe zorlaşıyor. İstanbul’un güzelliklerine maalesef ulaşamıyoruz. Şehre araçla 5-6 saat uzaklıkta olan bir yerde yaşamaya sıcak bakıyorum. İstanbul’dan ayrılabilirim.

 

‘Single’a karşıyım!’

Son dönemde genç sanatçıların bir atılım yaptığını görüyoruz. Takip ettiğiniz isimler var mı?

Gençlerden hiç kimseyi dinlemiyorum. Son 5 senedir kimse ilgimi çekmiyor. Zaten radyoda denk gelen şarkıların çoğu da birbirine benziyor. Aranjörlerin yarısının DJ olmasının bunun ciddi bir payı var şüphesiz! Gençler özgür değiller, aranjörlerin kıskacı altındalar. En çok parayı da onlar topluyor tabii! Sokaktaki vatandaşlar veya genç sanatçılar uyanana kadar bu sıradanlık böyle sürer gider. Biliyorsunuz bugüne kadar hiç single çıkarmadım, single’a karşıyım!

 

 

Röportaj: Arif Hür

Yorum yaz