Şehrin ilkbaharla ve bisikletle aşkı: Amsterdam
+ Sonra Oku

Şehrin ilkbaharla ve bisikletle aşkı: Amsterdam

"Kimseyi rahatsız etmediğin sürece nasıl istiyorsan öyle yaşayabilirsin"

Geçen hafta sonu kısa bir seyahat için yolum Hollanda'nın başkenti Amsterdam'a düştü. Bu Amsterdam'a ilk gidişim değil, daha önce yaz ve sonbahar mevsimlerinde de gitmiştim ama bu gidişim gerçekten en etkileyici olanıydı, ilkbahar şehre gerçekten çok yakışmıştı... 

 

Amsterdam kanallarla çevrili küçük bir şehir aslında. Wikipedia'ya göre Amsterdam'da da kanallar bataklık olan bölgede öncelikle suları denetim altına almak için kazılmış. Kanalların etrafındaki dar sokaklar bisküvi kutularına benzer dar, üçgen çatılı, 3-4 katlı tipik evlerle örülü.

 

Küçük olmasına rağmen yeşil alan bakımından zengin bir şehir bu. İlkbaharın gelişiyle her yandaki ağaçların çiçeklenmesi şehri süslü bir genç kıza benzetmiş bana kalırsa. Pembeli beyazlı ağaçlar, renk renk laleler her yanda...

 

Bütün dünya burada

 

Özellikle haftasonları inanılmaz bir turist popülasyonuna ev sahipliği yapıyor şehir. Meşhur meydanları (Dam meydanı gibi) ve müzeleri (Rjyksmuseum, Stdeljik Museum, Van Gogh Museum) gibi popüler turistik alanlarda iğne atsan yere düşmüyor. Uzakdoğulu, Avrupalı, Amerikalı turistler ellerinde cep telefonları, fotoğraf makineleri ve şehir haritalarıyla müzelerin önünde uzun kuyruklar oluşturuyor, toplu taşımaları ağzına kadar dolduruyorlar. Öyle ki cuma-pazar Amsterdam gezisi düşünüyorsanız pasaport kontrolleri için  1 saati bulan sıraları beklemeyi göze almanız gerekiyor. İstanbul'un son senelerdeki turist fakiri halini düşününce Amsterdam'daki bu yoğunluk içimi acıtıyor.

 

 

İlkbahar, tabiatıyla barışık yaşayan her şehirde olduğu gibi Amsterdam'da da görsel bir şölen. Hava sıcaklığının ortalama 10-12 derecelerde seyrettiği Nisan günlerinde bile parklar bahçeler ağzına kadar insanla dolu. Müzeler bölgesine yakın olan 120 dönümlük Vondelpark şehrin merkezinde sessiz, sakin, yeşil bir rekreasyon alanı. İçindeki göller, yüzyıldan fazladır yaşadığı gövdelerinin kalınlığından belli olan güzelim ağaçlar, kafeler ile zenginleşmiş bu park şahane bir nefes alma alanı. Yılda 10 milyon kişi tarafından ziyaret edildiğini yazıyor kaynaklar.

 


 

İlkbahar'da Amsterdam'da görülecek diğer bir güzellik ise Keukenhof. Dünyanın en güzel bahar bahçelerinden biri olan Keukenhof Amsterdam'a 40 km uzakta. Her yıl 24 Mart - 20 Mayıs tarihlerinde açık olan bu bahçede 7 milyondan fazla lale bulunuyor.

 

Sağlıklı yaşam

 

 

Amsterdam'da yeme içme çok çeşitli. Bu sefer benim özellikle dikkatimi çeken şey ise sağlıklı, vegan, glutensiz yemekler sunan küçük restoranların sayıca ne kadar çok arttığını gözlemlemek oldu. İsterseniz minik bir köşe başı lokantasında sadece vegan çorbalar içebiliyor ya da bir kafeye oturduğunuzda glutensiz, badem unuyla yapılmış muzlu kek sipariş edebiliyorsunuz. Meyve ve sebze sularından yapılan smoothie barlar ya da menüsündeki her şeyin içinde avokado olan "Avokado Show" gibi ilginç yerlerde kişi başı ortalama 15-20 Euro'ya doyabiliyorsunuz.

 

Amsterdam'da sağlıklı yaşama trendine dair gözlemim sadece sağlıklı yemek alternatifleri ile sınırlı değil. Şehrin her yanı koşan, bisiklete binen, jimnastik yapan insanlar dolu. Bisikletli yaşamı o kadar içselleştirmişler ki topuklu ayakkabılarla da bisiklete biniyorlar, mini eteklerle de, takım elbiseyle de. Bisiklet Amsterdam yaşamının bel kemiği. Trafikteki öncelik her zaman bisikletlerde. Kaldırımla yol arasında bisikletlere ayrılmış ayrı bir yol var ve bizim gibi şaşkın yayalar olarak bisiklet yoluna çıkmamak için gerçekten ciddi bir çaba göstermek gerekiyor. Napalım, alışmamışız. Bisikletlerdeki bebek ve çocuk taşıma aparatları da görülmeye ve hayran olmaya layık. Tek bisiklette iki çocuk bir bebek taşıyan insan bile gördüm. Amsterdam'ın nüfusunun 900 bin civarı olduğunu yazan kaynaklar şehirdeki bisiklet sayısını ise 1 milyon olarak tahmin ediyorlar.

 

 

Mercer araştırma kuruluşu tarafından yapılan 2014 tarihli hayat kalitesi araştırması sonucu 223 kent arasından dünyanın en iyi 11. şehri seçilen Amsterdam tatil için en güvenli rotalardan biri. Yalnız gezen bir kadın için de, çocukla seyahat eden aile için de, genç gruplar için de cazibeli bir rota olmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerek. Bir de Amsterdam'da herkes İngilizce biliyor desem yalan olmaz sanırım. Türk taksiciyle de, pastaneciyle de, çiçek pazarındaki çiçekçiyle de, herkesle İngilizce konuşabilirsiniz.

 

Çiçekçi demişken; Çiçek pazarı Amsterdam'da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. yüzlerce çeşit tohumun, kökün, soğanın satıldığı sıra sıra standlar var... Bazı ülkelere bu tohumların girişi yasa olsa da bizde sorun çıkmıyor. Beyaz çilek ve ters lale soğanlarını ülkeye hiç dert olmadan getirdiğimi söylemem gerek.

 

Kaosu olmayan özgürlük

 

 

Amsterdam'da ilginç olan bir diğer şey de kalabalığa rağmen aksamayan düzen ve stressiz günlük hayat. Demek ki İstanbul'u zor kılan sadece kalabalık oluşu değil dedirtiyor insana. İlk gittiğim gün yanlış aldığım tren biletinin parasını havaya attığımı düşünürken görevli kadın bana neden bileti iade etmediğimi sordu. Açıkçası aklıma bile gelmemişti. Yanlış bilet aldım, parası yandı diye düşünüyordum. Görevli kadın hiç zorluk çıkarmadan bilet paramı iade etti ve bana doğru bileti verdi. Benim içimde nedense böyle bir durum için mücadele etmem gerekeceği hissi vardı; kolaylıkla hallolunca çok şaşırdım.

 

Bu düzenli ve kalabalık sistematiğin içinde özgürlüklerin de sorun çıkarmadan, gönlünce yaşanabilir olması şaşırtıcı değil. Toplum refahına yönelik bir günlük yaşamın içinde, mücadelesiz, kendine bakarak yaşıyor Hollandalılar. Kenevir kullanımının serbest olduğu, Red Light District'te vitrinlerde hayat kadınlarının oturduğu şehirde günah olan şey sex ve uyuşturucu değil; huzursuzluk yaratıcı davranışlar.

 

"Kimseyi rahatsız etmediğin ve düzeni bozmadığın sürece nasıl istiyorsan yaşayabilirsin mesajı şehrin her köşesinde geçerli. "

 

Uzun lafın kısası Amsterdam gitmeye görmeye kesinlikle değer bir şehir. Hem büyük şehir hayatının insan yaşamına inat bir şey olmadığını hatırlamak hem de kişisel hak ve özgürlüklerin korunmasının verdiği konforu gözlemlemek, hatırlamak, talep etmek için...

 

 

Yorum yaz